Covid-19 Salgının Tahkim Yargılaması kapsamında Türk Mahkemelerine Etkisi

Yeni Koronavirüs Hastalığının (COVİD-19) ticari hayata önemli derecede etkileri olduğu gibi hukuki süreçlere de etkisi devam etmektedir. Hastalığın Türkiye’de de yayılmaya başlamasından sonra yasa koyucu hak mahrumiyetlerin yaşanmasını engellemek için ciddi önlemler almıştır. İşbu yazımız ile tahkim yeri Türkiye olarak belirlenen yerel ve milletlerarası tahkim yargılaması bakımından Türk mahkemelerinin rolleri ve Covid-19 krizinin bu işlevlere etkileri incelenecektir.

I. Türk Mahkemelerinin Tahkim Yargılamasındaki Rolleri

Taraflar arasında geçerli bir tahkim anlaşmasının akdedilmiş olması halinde, tahkim anlaşmasına konu uyuşmazlığın çözümüne ilişkin devlet mahkemelerinin yetkisi bulunmayacaktır. Ancak her ne kadar Türk mahkemelerinin tahkim sözleşmesine konu uyuşmazlığın çözümüne ilişkin yetkisiz olsa da tahkim yargılamaları kapsamda Türk mahkemelerinin hem yardım hem de denetimniteliğinde rolleri bulunmaktadır. Nitekim bu husus Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan Uluslararası Ticaret Tahkimi Model Kanunu’nun (“Model Kanunu”) 5. maddesi ile de belirtilmiştir. Model Kanunu’nun 5. Maddesi uyarınca devlet mahkemeleri ancak Model Kanunu’nun belirlediği durumlarda tahkim yargılamalarına müdahale edebilecektir.

Tahkim yargılamaları, yerel tahkim ve milletlerarası tahkim, yani yabancılık unsuru içeren tahkim yargılamaları olarak, ikiye ayrılır. 6100 sayılı HMK’nın 407. maddesi uyarınca yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yeri Türkiye olarak belirlenen uyuşmazlıklara, yani yerel tahkim yargılamalarına, HMK’nın tahkime ilişkin hükümleri uygulanmaktadır. Bunun aksine, yabancılık unsuru içeren uyuşmazlıklar için 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunun (“MTK”) uygulanacağı kanun koyucu tarafından açıkça belirtilmiştir. Sonuç olarak tahkim yargılamalarına ilişkin hem MTK hem de HMK’daki düzenlemeler Model Kanun’a uyumlu olarak düzenlenmiştir.

Nitekim, Model Kanun ile uyumlu olarak HMK  md. 411 ve MTK md. 3 mahkemelerin tahkim yargılamalarına müdahale ve yardımının mümkün olduğu açıkça düzenlenmiştir. Ancak bu yardım rolünün geniş yorumlanmaması için kanun koyucu Türk mahkemelerinin tahkim yargılamasına yardımının ancak ilgili kanundaki (HMK veya MTK) tahkim hükümlerine ilişkin düzenlenen kısımlarda açıkça belirtilmiş hallerde mümkün olacağını belirtilmiştir. Netice itibariyle hem yerel hem de milletlerarası tahkim yargılamalarında Türk mahkemelerinin rolleri aynıdır. Ancak sürelere ilişkin farklılıklar bulunmaktadır, örneğin yerel tahkim yargılaması öncesi mahkemeden alınan ihtiyati tedbir kararı neticesinde 2 hafta içinde tahkim davası açılması şartı aranırken, milletlerarası tahkim yargılamalarından önce alınan ihtiyati tedbir/haciz kararına müteakip 30 günlük tahkim davası açma süresi tanınmıştır.

Mezkur açıklamalar doğrultusunda Türk mahkemelerinin tahkim yeri Türkiye olarak belirlenen yerel ve milletlerarası tahkim yargılamalarındaki yardım niteliğindeki rolleri ve ilgili işlem için kanun koyucu tarafından belirlenen süreler aşağıdaki gibidir:

No.Mahkemenin işlemiİlgili işlem için HMK kapsamında belirtilen süreİlgili işlem için MTK kapsamında belirtilen süre
1 Tahkim itirazı (HMK Md. 413/ MTK Md. 5):

Tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede açılan davada davalı tarafından tahkim itirazı davalının cevap dilekçesi ile süresi içinde ilk itiraz olarak ileri sürülebilir. 

Dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren 2 haftadır.

(Md. 127)

Dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren 2 haftadır.

(HMK Md. 127)

2 İhtiyati tedbir ve delil tespiti
(HMK md. 414/ MTK md. 6): Hakem veya hakem heyetinin ya da taraflarca görevlendirilecek bir başka kişinin zamanında veya etkin olarak hareket edemeyecek olduğu hâllerde, taraflardan biri ihtiyati tedbir veya delil tespiti için mahkemeye başvurabilir. Bu hâller mevcut değil ise mahkemeye başvuru, sadece hakem veya hakem kurulundan alınacak izne veya tarafların bu konudaki yazılı sözleşmesine dayanılarak yapılır. Ayrıca mahkeme, hakem veya hakem heyetince verilen tedbir kararını taraflardan birinin talebi üzerine icra edilebilirliğine karar verebilmektedir.
Taraflardan biri, tahkim yargılamasından önce mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı almış ise 2 haftaiçinde tahkim davasını açmak zorundadır. Aksi hâlde ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kendiliğinden ortadan kalkar. (HMK md. 426/2) Taraflardan biri, tahkim yargılamasından önce mahkemeden ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı almış ise 30 güniçinde tahkim davasını açmak zorundadır. Aksi halde ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kendiliğinden ortadan kalkar. (MTK Md. 10)
3 Hakem seçimi ( HMK md.416/ MTK md. 7/B):

Tarafların hakem seçimi hususundaki anlaşmazlıkları hususunda mahkemeye başvurmaları neticesinde taraflardan birinin başvurusu üzerine mahkeme, tarafları dinledikten sonra, tarafların hakem seçimindeki sözleşmesini ve hakemlerin bağımsız ve tarafsız olması ilkelerini göz önünde bulundurarak hakem veya hakem heyetini seçimine karar verir.

Üç hakemli heyetlerde taraflardan biri, kendi hakemini diğer tarafın talebinin kendisine ulaşmasından itibaren 1 ay içinde hakemini seçmezse veya tarafların seçtiği iki hakem seçilmelerinden sonraki 1 ay içinde üçüncü hakemi belirlemezlerse, taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme tarafından hakem seçimi yapılır. (HMK Md. 416/1c) Üç hakemli heyetlerde taraflardan biri, kendi hakemini diğer tarafın talebinin kendisine ulaşmasından itibaren 30 güniçinde seçmezse veya tarafların seçtiği iki hakem seçilmelerinden sonraki 30 güniçinde üçüncü hakemi belirlemezlerse, taraflardan birinin istemi üzerine asliye hukuk mahkemesi tarafından hakem seçimi yapılır.(MTK md. 7)
4 Hakemin reddi (HMK md.418/ MTK md. 7/D):

Tarafsız veya bağımsız olmayan hakemin reddine ilişkin usulleri taraflar serbestçe kararlaştırabilmektedir. Ancak hakemin reddine ilişkin karar hakem heyeti tarafından verilmektedir. Bu kapsamda seçilen hakemin veya hakem kurulunun tümünün ya da karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin reddi için ancak mahkemeye başvurulabileceği düzenlemektedir.

5 Hakemin çekilmesi (HMK md. 420/ MTK md. 7/F):

Taraflardan her biri, hakemin çekilmesini gerektirensebeplerin varlığı konusunda aralarında uyuşmazlık olursa, mahkemeden hakemin yetkisinin sona erdirilmesi konusunda karar verilmesini isteyebilmektedir.

6 Tahkim süresi (HMK md. 427/ MTK md. 10/B):

Tahkim süresi tarafların mutabakatıyla aksi taktirde taraflardan birinin başvurusu halinde mahkemece uzatılabilir.

7 Delillerin toplanması (HMK md. 432/ MTK md. 12/B):

Taraflar hakem veya hakem heyetinin onayı ile delillerin toplanması hususunda mahkemeden yardım talep edebilirler.

Mahkemelerinin yukarıda belirtilen yardım mahiyetindeki rolleri dışında tahkim yargılamasında denetim niteliğinde rolleri de bulunmaktadır. Mahkemenin bu işlevleri de tahkim yeri Türkiye olarak belirtilen hem yerel hem de milletlerarası tahkim yargılamaları için geçerlidir. Mahkemelerin tahkim yargılamalarındaki denetim niteliğindeki işlevleri özetle aşağıdaki gibidir:

a. İptal davası ve temyiz ( HMK Md. 439/ MTK Md. 15 ):Hakem veya Hakem heyetinin kararına karşı yerel tahkimde 1 ay, milletlerarası tahkimde 30 gün içinde Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki New York Sözleşmesi’ne uyumlu olarak ilgili kanunda (HMK ve MTK) belirtilen sınırlı sebepler muvacehesinde iptal davası açılabilmektedir. İptal davası hakkında verilen kararlara karşı yine iptal sebepleriyle sınırlı olmak üzere temyiz yoluna başvurulabilir.

b. Yargılamanın iadesi(HMK Md. 443): Olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın iadesi tahkim yargılaması neticesinde hakem veya hakem heyeti tarafından verilen kararlara karşı HMK md. 443’de belirtilen sınırlı sebepler doğrultusunda yargılamanın iadesine başvurulabilmektedir.

II. Covid-19 Krizinin Türk mahkemelerinin tahkim yargılamasındaki işlemlerine etkisi

COVİD-19 salgını neticesinde 26 Mart 2020 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan ve yürürlüğe giren 7226 sayılı kanunun Geçici 1. Maddesi ile kanun koyucu yargı alanındaki muhtemel hak kayıplarının önlenmesi amacıyla: “Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, […] itibaren 30/4/2020(bu tarih dâhil) tarihine kadar” durdurmuştur. Kanun koyucunun yürürlüğe koyduğu işbu düzenleme göz önünde bulundurulduğunda sürelerin durdurulması Türk mahkemelerinin yukarıda izah edilen tahkim yargılamasına yardım veya denetim mahiyetindeki işlemlerine de uygulanacaktır. Bu durumda, 13.03.2020 tarihinden sonra tahkim yeri Türkiye olarak belirtilen bir tahkim sözleşmesine konu uyuşmazlık hakkında Türk mahkemelerinde dava açılması durumunda davalının cevap dilekçesi ile tahkim itirazında bulunma süresi 30.04.2020 tarihinden sonra işlemeye başlayacaktır.

Aynı şekilde hem yerel tahkim hem de milletlerarası tahkim yargılaması kapsamında iptal davası için belirtilen hak düşürücü süreler de 13.03.2020 ile 30.04.2020 tarihleri arası durdurulmuş sayılacaktır.

Ancak İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz işlemlerine ilişkin kanun koyucu Geçici 1. Maddenin 2)c) bendinde “6100 sayılı Kanunda düzenlenen ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlere ilişkin süreleri” istisnai hal olarak Geçici 1. Maddenin uygulama kapsamı dışında tutmuştur. Bu önemli istisnai düzenleme neticesinde, HMK kapsamında yerel tahkim davası açmadan önce alınan ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararının kendiliğinden ortadan kalkmaması için kanunda belirtilen 2 haftalık süre içinde tahkim davası açılması zorunludur. İşbu 2 haftalık hak düşürücü sürenin 13.03.2020 ile 30.04.2020 tarihleri arasına denk gelmiş olması ilgili süreyi durdurmayacaktır. Özetle, 2 haftalık bu süre içinde yerel tahkim davasının açılmaması durumunda alınan ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararının tahkim davası açılmadığı takdirde kendiliğinden ortadan kalkacağına dair benzer bir düzenleme de MTK’nın 10. maddesinde düzenlenmiştir. Ancak, burada hak düşürücü süre 2 hafta değil, 30 gündür. Her ne kadar kanun koyucu 7226 sayılı kanunun Geçici 1. Maddesinin ikinci fıkrasında istisnai düzenlemeler kapsamında açıkça 4686 sayılı MTK’da belirtilen ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlere atıfta bulunmasa da kanunun uygulama amacı dikkate alındığında, bu istisnai düzenlemenin MTK’da belirtilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz işlemleri için de geçerli olacağı yönünde yorumlanması gerekmektedir. Bu sebeple tahkim yeri Türkiye olarak belirlenen milletlerarası tahkim yargılamaları kapsamında da tahkim davası açılmadan önce alınan ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararının kendiliğinden ortadan kalkmaması için MTK md. 10/A uyarınca 30 gün içinde tahkim davası açılması gerekmektedir.

Sonuç olarak hem yerel hem de milletlerarası tahkim yargılamalarında ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemler dışında Türk mahkemelerinin işlemleri bakımından 7226 sayılı kanunun Geçici 1. Maddesi’nin uygulanması sonucunda süreler durdurulmuş olacaktır. Öte yandan tahkim yargılamaları kapsamında belirtilen ihtiyati haciz ya da ihtiyati tedbir tamamlama işlemleri mahkemeler yerine hakem heyetleri nezdinde açılacak tahkim davaları ile gerçekleştirilecektir.