Türkiye - Avusturya Ticari İlişkiler

  1. Son 3 yıl içerisinde Türkiye ve Avusturya arasındaki ticaret ve yatırımlar nasıl şekillenmiştir?

Türkiye ile Avusturya arasındaki ticaret ve yatırımlar uzun yıllara dayanmaktadır. 1954 yılında Ekonomik ve Teknik İşbirliği Protokolü’nün iki devlet arasında imzalanmasından bugüne kadar imzalanan çeşitli uluslararası anlaşmalar (örn. Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması, Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşması, Turizm Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı), iki devlet arasındaki tic  aret ve ekonomik ilişkilerin yasal altyapısı oluşturularak ticaret kolaylaştırılmış ve iki devlet arasındaki ticaret hacmi son 20 senede önemli boyutlara ulaşmıştır.

2018 yılında Avusturya’dan toplam ithalat yaklaşık 1,3 milyar Avro ve Türkiye’den Avusturya’ya ihracat yaklaşık 1,7 milyar Avro seviyelerine ulaşmıştır. Türkiye’nin coğrafik konumu, Avusturya’ya yakınlığı, gümrük birliği, ürünlerinin kaliteli ve fiyatların belirleyici olması nedeniyle, Türkiye, Avusturya’lı yatırımcılar için daima bir cazibe merkezi olarak görülmektedir. Diğer taraftan Avusturya’nın Avrupa Birliği’nin önemli üye ülkelerinden biri olması, 300 bini aşkın üzerinde Türk kökenli yurttaşının bulunması, iki ülke arasında gelişen iyi ilişkiler, Türk şirketlerinin Avusturya’ya yatırım ilgisini artırmaktadır.

2015 yılından bugüne kadar Türkiye ve Avusturya arasındaki başlıca ithalat ve ihracat ürünleri aşağıdaki gibidir:  

Türkiye’den Avusturya’ya İhracat edilen başlıca ürünler:

  • Binek otomobiller ve diğer motorlu taşıtlar
  • Meyve, bitki ve konserveleri
  • Manyezit  
  • Tekstil ürünleri
  • Beyaz Eşya
  • Karayolu Taşıtları için aksam, parça ve aksesuarlar
  • Alüminyum saçlar, levhalar, şeritler, çubuklar ve profiller

Türkiye’nin Avusturya’dan ithal ettiği başlıca ürünler:

  • Suni devamsız lifler
  • Tıbbi biyolojik ürünler, serum, aşı, toksin vb.
  • Hayvancılık

Görüldüğü üzere Avusturya pazarında tekstil ve hazır giyim, meyve-sebze gibi Türkiye’nin geleneksel ürünlerinin dışında evlerde kullanılan makine, cihaz ve aletler, mobilya, otomotiv yedek parça ve aksamları, ev tekstili, demir-çelik ürünleri, mermer, mücevher ve inşaat malzemeleri de talep edilmektedir.

Bu alanların dışında, son yıllarda girişimcilik ekosistemi ve e-spor ekosistemi alanlarında önemli mesafeler kat edilmiştir. Özellikle teknoloji girişimlerine ve bu girişimlere yatırım yapan yatırımcılara devlet teşvikler sunmaktadır.

Sonuç olarak Türkiye’de yatırımda bulunarak, yatırımcı, başta 82 milyon nüfusu olan Türkiye olmak üzere 510 milyon nüfuslu Avrupa Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşması kapsamına giren 355 milyon nüfus dahil olmak üzere toplam 945 milyon nüfusa sahip bir pazara erişebilmektedir.

  • Yatırımcıların yatırımlarından önce dikkate almaları gereken en önemli hususlar nelerdir?

Yatırımcıların öncelikle kendi faaliyet alanına ilişkin olarak ilgili ülkenin yasal düzenlemelerini ve yatırımına ilişkin hukuki altyapıyı iyi değerlendirilmelidir. Zira, doğru şekilde başlanan yatırım başarılı bir yatırımın temelini oluşturmaktadır. Bu minvalde, yatırımcı öncelikle yatırımına dair en uygun şirket modelini seçmelidir.

Türk hukuku uyarınca yatırımcı şahıs şirketleri olan Kollektif ve Komandit şirket ile sermaye şirketleri Limited ve Anonim şirket arasında tercih yapabilmektedir. Sermaye ve şahıs şirketleri arasındaki en önemli farklardan birisi ise, yatırımcının şirketin borçlarından kendi malvarlığı ile sorumlu olup olmamasıdır. Sermaye şirketlerinde ise genel olarak yatırımcı yalnızca şirkete taahhüt ettiği sermaye ile sorumlu olmaktadır.

Şirket kurmanın dışında, Ortak Girişim (Joint Venture), Adi Ortaklık, Konsorsiyum, Şube veya irtibat bürosu şeklinde hukuki olarak yapılanmak da mümkündür.  

Yatırımcı için şirket yapılanması kadar önemli olan diğer bir husus ise yatırım yapacağı ülkenin oturum ve çalışma iznine ilişkin hususlardır. Yabancı işçilerin Türkiye’de oturum ve çalışma izni alabilmesi için belirli asgari şartların yerine getirilmesi gerekmektedir.  Ekibimiz bu anlamda da yatırımcının tüm hukuki sürecini takip ederek, ülkeye yatırımını ve girişini kolaylaştıracaktır.

  • Türk Hukuku uyarınca uygulanabilecek vergiler ?

Türk hukuku uyarınca üç ana vergi tipleri bulunmaktadır:

  1. Gelir Vergileri
  2. Gider üzerinden Alınan Vergiler
  3. Varlık Vergileri
  1. Gelir vergileri de i) Şahsi Gelir Vergisi ve ii) Kurumlar Vergisi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
  1. Şahsi Gelir vergisine gerçek kişilerin şahsi gelirleri tabidir. Gelir vergisi Kanunu uyarınca gelir olarak şunlar nitelendirilmektedir:
    1. Ticari Kazançlar
    1. Zirai kazançlar
    1. Maaşlar ve ücretler
    1. Serbest meslek kazançları
    1. Gayrimenkul sermaye iratları (kira gelirleri)
    1. Menkul sermaye iratları (sermaye yatırımlarından elde edilen gelirler)
    1. Sair kazanç ve iratlar

Şahsi gelir vergisi oranları 15% ile 35% arası değişmektedir.

2019 yılı Gelir Vergisi Tarifesi aşağıdaki gibidir:

18.000,- TL’ye kadar 15%
40.000 TL’nin 18.000TL’si için 2700 TL, fazlası 20%
98.000 TL’nin 40.000 TL’si için 7.100 TL, (ücret gelirlerinde 148.000 TL’nin 40.000 TL’si için 7.100 TL), fazlası 27%
98.000 TL’den fazlasının 98.000 TL’si için 22.760 TL, (ücret gelirlerinde 148.000 TL’den fazlasının 148.000 TL’si için 36.260 TL), fazlası 35%

  1. Kurumlar Vergisi, kurumlar tarafından Gelir Vergisi Kanunu’nda tanımlanmış gelir unsurlarının elde edilmesi durumunda tahakkuk eder. Kurumlar Vergisi oranı 22%’dir.

Kanun’da tanımlanan kurumlar vergisine tabi mükellefler aşağıdaki gibidir:

  • Sermaye Şirketleri
    • Kooperatifler
    • Kamu iktisadi müesseseleri
    • Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler
    • İş ortaklıkları

Şirketin yasal merkezinin veya iş merkezinin Türkiye’de bulunan şirketler tam mükellef olarak nitelendirilmekte olup hem Türkiye hem de yurt dışında elde ettiği kazançlar üzerinden vergilendirilmektedir. Şirket yasal merkezinin veya iş merkezinin Türkiye’de bulunmayanlar dar mükellef olarak nitelendirilmekte olup sadece Türkiye’de elde ettiği kazançları üzerinden vergilendirilmektedir. Şirketin yasal merkezi, esas sözleşmesinde belirtilen merkezdir. İş merkezi ise şirket faaliyetlerinin bizzat toplandığı ve idare edildiği merkezdir.

  • Gider Üzerinden alınan Vergiler, i) Katma Değer Vergisi (KDV), ii) Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), iii) Bankacılık ve Sigorta Muameleleri Vergisi ve iv) Damga Vergisi olarak tanımlanmaktadır.
  1. Katma Değer Vergisi (KDV), genel olarak 1 %, 8 % ve 18 % olup ticari, sınai, zirai ve bağımsız mesleki mal ve hizmetler; ithal ederek ülkeye giriş yapan mal ve hizmetler ve diğer faaliyetler yoluyla oluşturulan mal ve hizmet teslimatlarının tümüne uygulanmaktadır.  Bununla birlikte, kanunlarda özellikle belirlenen bazı hususlarda KDV muafiyeti ve istisnaları vardır; Örn.  Mal ve hizmet ihracatı, Serbest bölgelerdeki müşteriler için yapılan fason hizmetler, Yatırım teşvik belgesi kapsamında makine ve teçhizat teslimatları, transit taşımacılık vb.
  1. Özel Tüketim Vergi (ÖTV) oranları değişken olup aşağıdaki dört ana ürün grubuna uygulanmaktadır:
  • Petrol ürünleri, doğal gaz, makine yağları, çözücüler ve çözücü türevleri
    • Otomobiller ve diğer taşıtlar, motosikletler, uçaklar, helikopterler, yatlar
    • Tütün ve tütün ürünleri, alkollü içecekler
    • Lüks tüketim maddeleri
  1. Bankacılık ve Sigorta Muameleleri Vergisi kredi faizi üzerinden bankalar tarafından alınıp Gelir İdaresine ödenmektedir.
  1. Varlık Vergileri  üç çeşit olup ilgili vergi oranları ilgili özel kanunlarda düzenlenmiştir:
  • Emlak Vergisi
    • Motorlu Taşıt Vergisi
    • Veraset ve İntikal Vergisi
  • Yabancı ve yerli şirketler ile yurt dışında bulunan hissedar şirketler için ne tür teşvikler bulunmaktadır?  

Türkiye yabancı yatırımcıları hukuki anlamda korumakla birlikte, söz konusu yatırımlar için çeşitli teşvikler sunmaktadır. Türk hukuku uyarınca yatırım teşvik sistemi dört ayrı rejimden oluşmakta olup yerli ve yabancı yatırımcılar aşağıdaki teşviklerden eşit oranda faydalanabilmektedir:

  • Genel Yatırım Teşvik Uygulamaları
  • Bölgesel Yatırım Teşvik Uygulamaları
  • Büyük Ölçekli Yatırım Teşvik Uygulamaları
  • Stratejik Yatırım Teşvik Uygulamaları

Yararlanılacak Teşvik modeline göre, yatırımcılar KDV İstisnası, Gümrük Vergisi Muafiyeti, Vergi indirimi, Sosyal Sigortalar Prim Desteği, Faiz Oranı Desteği, Arazi Tahsisi, KDV iadesi gibi çeşitli teşviklerden yararlanabileceklerdir.

Türkiye bir taraftan yabancı ve yerli yatırımcılara önemli teşviklerden yararlanma imkanı sağlamaktadır ve aynı zamanda bu yatırımları koruyabilmek için de uygun yasal mevzuata sahiptir.

Türkiye’nin yatırım mevzuatı, uluslararası standartlara uygunluğu ve sadeliğinin yanında tüm yatırımcılara eşit muamele sunmaktadır. Yatırım mevzuatının temelini; 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki Kanunu, 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Uygulama Yönetmeliği, çok taraflı ve ikili anlaşmalar ile sektörel bazda yatırımların teşvikini düzenleyen muhtelif kanunlar ve ilgili alt düzenlemeler oluşturmaktadır.

DYY Kanunu, yatırım yapma özgürlüğü, ulusal muamele, kamulaştırma ve devletleştirme, kârın serbest transferi, ulusal ve uluslararası tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, nakit dışı sermayenin değerlenmesi, yabancı personel istihdamı ve irtibat büroları gibi doğrudan yabancı yatırımların önemli ilkelerini de içermektedir.

Ayrıca yatırımların teşvik edilmesi ve korunmasına yönelik ikili anlaşmalar, 1962 yılından bu yana, karşılıklı yatırım ilişkilerini geliştirme potansiyeline sahip ülkelerle imzalanmaktadır. Karşılıklı yatırım anlaşmalarının temel amacı, söz konusu ülkelerin sınırları dâhilindeki yatırımcılar ve yatırımlara yönelik muamele standartlarını belirleyerek akit taraflar arasında ekonomik iş birliği için olumlu bir ortam oluşturmaktır. Bu anlaşmalar, akit taraflar arasındaki sermaye akışını artırarak istikrarlı bir yatırım ortamı sağlamayı amaçlamaktadır. Ayrıca, uluslararası tahkim hükmüne sahip bu anlaşmalar, yatırımcılar ve ev sahibi ülke arasında doğabilecek anlaşmazlıkların en etkin biçimde çözülmesine ilişkin yolları ortaya koymaktadır. Türkiye halihazırda 105 ülke ile İkili Yatırım Anlaşması imzalamıştır.

  • Genc & Partners olarak nasıl hizmet verebiliriz?

Genc & Partners Avukatlık Bürosu Türk ve yabancı gerçek ve tüzel kişi yatırımcılara, kamu kurum ve kuruluşlarına banka finans, sermaye piyasaları, enerji, perakende, altyapı, fikri mülkiyet, tahkim, şirketler, ticaret ve sözleşmeler hukuku alanlarında hizmet veren bir avukatlık bürosudur. Genc & Partners, saygın hukuk fakültelerinde lisans ve/veya yüksek lisans eğitimi almış, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Arapça dahil olmak üzere en az bir yabancı dili iyi derecede bilen, alanlarında uzman avukatlardan oluşmaktadır.

Genc & Partenrs olarak ekibimiz, yatırım sürecinin planlanmasından başarıyla sonuçlanmasına kadar, hedef ülke pazarına giriş ile yatırım işlemlerinin devamında da ticari faaliyetlerinizde benzersiz bir hukuki destek sağlamaktadır.